23 Mayıs 2006, Salı

 

Aysel Alp, Okhan Şentürk - Ekonomist Dergisi

Çimento, Taş Gibi Yere Çakılabilir

Dünya çapında ilk 10 içinde yer alan Türk çimento sektörü, 42 milyon tonluk klinker, 52.5 milyon tonluk çimento kapasitesiyle üretim açısından Avrupa'da üçüncü sırada yer alıyor. İhracatta dünya ikincisi olan sektör, Avrupa'da ise birinci konumda.

Son dönemde inşaat sektöründeki patlama, çimento yatırımlarının da artmasına neden oldu. Sanko ile Kahramanmaraş İplik ve Pamuk AŞ (KİPAŞ) Holding Kahramanmaraş'ta, Ergünler Yol Yapı İnşaat Bursa'da, Adoçim Tokat, Muğla ve Kırklareli'de, Soma Yapı da Manisa'da yatırım için ÇED raporlarının onaylanmasını bekliyor. Yine bunların dışında Lafarge-Orta Anadolu Çimento Ankara-Polatlı, Plato Madencilik Kütahya-Tavşanlı ve Ado Çim'in ise Kırıkkale'de birer çimento tesisi kurma planlarını hayata geçirmek üzere

Hazine Müsteşarlığı verilerine göre, 2005 yılında beş yeni komple yatırım için teşvik belgesi alınırken, 626.6 milyon YTL'lik yatırım ve 846 kişilik istihdam taahhüdünde bulunuldu. 1 fabrika da 4 milyon YTL'lik yenileme yatırımı taahhüdü karşılığında yatırım teşvik belgesi aldı.

Kapasiteler artıyor

Yeni yatırımların yanı sıra mevcut fabrikalar da kapasite artırımları için harekete geçti. Akçansa Çimento, Çanakkale tesisindeki mevcut 2 milyon ton/yıl klinker kapasitesinin yüzde100 oranında artırılması amacıyla 108 milyon Euro tutarında yeni bir klinker üretim tesisi yapılmasına ve yatırımların 2007 yılı başına kadar tamamlanmasına karar verdi.

Konya Çimento, 12 milyon Euro tutarında yeni bir çimento değirmeni (4 numaralı yeni çimento değirmeni) ve 1.9 milyon Euro tutarlı yeni çimento silosu kurulması için ocak ayında yatırıma başladı. Mardin Çimento ise 1 milyon ton/yıl kapasiteli yeni klinker üretim hattı kurmak için nisan ayında yatırım teşvik belgesi aldı.

Yurtiçinde üç çimento fabrikası bulunan Limak, gözünü yurtdışına çevirdi. Irak, Suriye ve Mısır'da yabancı bir ortakla çimento yatırımı yapmak için arayışlarını sürdüren grup, çimento sektöründe hem içeride hem de dışarıda büyümek istiyor. Ancak yurtiçinde sıfırdan yeni fabrika kurmayı düşünmüyor.

Arz fazlalığı olacak

Peki sektör, bu kadar yatırımı kaldırabilecek düzeyde mi? Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) Başkanı Adnan İğnebekçili, gelecek üç yıl içinde yeni yatırımların devreye girmesiyle sektörde ciddi bir kapasite fazlalığı yaşanacağına işaret ediyor. Gelecek üç yıl içinde klinker kapasitesinin 15 milyon ton daha artarak 57 milyon tona, çimento kapasitesinin ise 70 milyon tona çıkmasının beklendiğini vurgulayan İğnebekçili, bu konuda şunları söylüyor:

"Bu fazla kapasitelerin ihracat yoluyla kullanılması da bugünkü kadar kolay olmayabilir. Bugün tüm dünyada yaşanan konjonktürel durum, zaman içinde normale dönecek ve o zaman sadece ülkemiz için değil tüm dünya piyasalarında ciddi arz fazlası ortaya çıkacaktır. Böyle durumda ise bugün yaratılan fazla kapasitelerin atıl duruma düşmesi dolayısıyla da yapılan yeni kapasite yatırımlarının kârlılığı yok etmesi kuvvetle muhtemeldir."

Bazı sektör oyuncuları da yeni çimento yatırımlarının çok da fizıbıl olmadığı görüşünü savunuyor. Hem talebin hem de fiyat artışının bugünkü trendle sürmesinin beklenmemesi gerektiğini belirten bir sanayici, "Sadece ihracat amaçlı üretim de çok makul değil. Çünkü Irak hemen olmasa da 3-5 yıl sonra kendi fabrikalarını devreye alacak. İran'da kapasite artışları var. Bu durumda limana yakın değilseniz, ihracat çok mümkün görünmüyor" diyor. Dünyadaki fiyat artışlarının Çin'deki talep patlaması ve Hindistan'ın ihracatı durdurmasından kaynaklandığını belirten sanayici, Afrika'daki talebin karşılanmadığına dikkat çekiyor.

Aman dikkat!

Ekonominin üst düzey kurumlarından birinin, özel sektör uzmanlarıyla birlikte hazırladığı ve önümüzdeki dönem kamuoyuna duyurulacak bir rapor da sektörün geleceğine ilişkin ciddi endişeler içeriyor.

Raporda 2005 itibariyle mevcut çimento fabrikalarının 49.6 milyon ton çimento üretecek kapasitede olduğu belirtiliyor. Oysa 2005'te iç ve dış pazardan toplam 42.8 milyon ton talep geldiği vurgulanarak 6.8 milyon tonluk atıl kapasite olduğuna dikkat çekiliyor.

Bugüne kadar sağlanan teşvikler ve başlanan yatırımlarla 2010 yılında 65.6 milyon ton çimento üretileceğini ortaya koyan raporda, iç tüketimin 46.3 milyon ton (kişi başına 600 kg/yıl) olacağı hesaplanıyor. 6 milyon tonluk ihracatın devam etmesi halinde bile 2010'da 13.3 milyon tonluk kapasite fazlalığı doğacağına işaret ediliyor. Bu nedenle kapasite artışına yönelik verilecek teşviklerin kaynak israfına yol açacağı uyarısı yapılıyor. Çözüm olaraksa mevcut tesislerde enerji tasarrufu, çevre, darboğaz giderme ve maliyet düşürücü yatırımlar ile modernizasyon yatırımlarına devam edilirken, özellikle yeni çimento fabrikaları için teşvik verilmemesi gerektiğinin altı çiziliyor.

31 milyon ton fazla üretim

"Öğütme tesisleri de göz önüne alındığında bu kapasite, halihazırda verilmiş teşviklerle ve başlanmış yatırımlarla 2010 yılına kadar 83.2 milyon tona ulaşacaktır. Bu da en iyimser tahminle o yılki ihtiyacın 30.9 milyon ton üzerinde olacaktır" denilen raporda, öğütme ve paketleme tesisi yatırımlarında da teşviklerin durdurulması isteniyor.

Çimento kullanıcılarının son bir yılda artan fiyatlardan şikayet etmesine karşın raporda, bugünkü fiyat düzeyinin sektörü tatmin etmekten uzak olduğu vurgulanıyor. Üretim maliyetleri ve verimlilik bakımından Türk çimento sektörünün AB ile kıyaslandığında yakıt ve elektrikte çok daha yüksek maliyetlerle çalıştığı belirtiliyor ve "Buna karşın halen AB ülkelerinde çimento fiyatları ortalama olarak 60-90 Euro/ton arasında değişkenlik göstermektedir. Türkiye'de bugünkü fiyat düzeyi itibarıyla AB ülkeleri, çimento fiyat düzeyinin altında kalmaktadır" deniyor.

Irak'a güvenip yatırım yapmayın!

Yeni yatırımcıların özellikle Irak ve Suriye gibi ülkeleri hedef alarak fabrika kurdukları biliniyor. Ancak raporda, çimentonun ihraç amacıyla üretilen bir ürün olmadığı anımsatılarak şu değerlendirme yapılıyor:

"Genellikle iç talepten arta kalan üretimin, kapasite kullanım oranını artırmak amacıyla uygun olan bölgelerden (liman ve navlun avantajı olan) ihracatı yapılmaktadır. 2004 yılında Irak'ın savaş sonrası yeniden yapılanma sürecinin de etkisiyle bu ülkeye yaklaşık 2 milyon ton ihracat gerçekleştirilmiştir. Bu miktar, toplam ihracatın yüzde 25'ine denk gelmektedir. İhracattaki diğer önemli pazarlar ise İtalya, ABD ve Portekiz olarak sıralanmaktadır."

Irak pazarına güvenip yerli çimento tesisi kurmanın oldukça riskli olduğunun altını çizen Adnan İğnebekçili, bu konuda "Basiretli tüccar, bunun hesaplarını iyi yapmalı. Geçen yıl çimento ihracatının yüzde 25'i, Irak'a gerçekleştirildi. Ancak şu anda orada ciddi lojistik sorunlar yaşanıyor. Irak'a mal götüren kamyon, Irak Hükümeti'nin yeni düzenlemeleri nedeniyle günlerce Habur'da bekliyor. Bu nedenle riskli bir pazar olan Irak'ı iyi etüt etmek lazım" şeklinde açıklamada bulundu.

Tekstilci çimentoya yöneldi

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) satışa çıkardığı Gaziantep Çimento Fabrikası'na 128 milyon dolarlık teklif veren, ancak satış kararı Rekabet Kurulu'na takılan Sanko Holding, şimdi Kahramanmaraş'ta yeni bir çimento yatırımına soyundu.

Sanko Holding bünyesindeki Çimko Çimento AŞ tarafından Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesinde kurulacak olan tesis, yıllık 3 milyon 300 bin ton çimento üretim kapasitesine sahip olacak.

Yaklaşık 250 milyon dolara mal olacak tesisin temelini yakında atacaklarını belirten Sanko Holding Yönetim kurulu Başkanı Abdülkadir Konukoğlu, bu konuda "Almanya'ya makine siparişlerini verdik. Tesisi önümüzdeki yılın eylül veya ekim ayında devreye sokmayı planlıyoruz. Tesiste 700 kişi istihdam edilecek" şeklinde açıklamada bulundu.

Yine, Sanko gibi Kahramanmaraş'a ikinci bir çimento fabrikasını da Kahramanmaraş İplik ve Pamuk AŞ (KİPAŞ) Holding kuruyor. Yaklaşık 120 milyon dolara mal olması beklenen tesis, yıllık 1 milyon 500 bin ton klinker ve 2 milyon ton da çimento üretim kapasitesine sahip olacak. Yatırımı 2007 yılın sonunda devreye sokmayı planladıklarını belirten KİPAŞ Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hanefi Öksüz, tesiste yaklaşık 200-250 kişiyi istihdam edeceklerini söyledi.

Bursa'ya yeni tesis

Bursa'da son yıllarda aldığı ihalelerle hızlı bir büyüme sürecine giren B. Ergünler Yol Yapı, Kestel'in Soğuksu Köyü Küpboğazı mevkiinde yeni bir çimento yatırımı yapacak.

Çimento fabrikası kurmak için 3 Ocak 2006'da Çevre ve Orman Bakanlığı'na başvuran B. Ergünler Yol Yapı'nın sahibi Burhan Ergün, Bursa-İnegöl arasındaki duble yol, Kütahya Bozüyük yolu ve Acemler Köprülü Kavşağı'nın müteahhitliğini yapan bir isim. Bir süredir de Soğuksu Köyü yakınlarındaki ocaklarda taş çıkarıyor, konkesör ocakları işletiyor.

Bölgede yaklaşık bin 500 dönüm, kalkerli arazide maden işleme ruhsatı olan şirket, çimento fabrikası için henüz fizibilite raporu hazırlamamış. Şirketin sahibi Burhan Ergün, yaklaşık 60-70 milyon dolarlık yatırım hakkında şu bilgileri verdi:

"Her şeyimiz hazır, bölgenin yabancısı değiliz. Bakanlıktan izinler çıkarsa hemen çalışmaya başlayacağız. Bizim burada ruhsatlı olarak 60 milyon metreküp maden rezervimiz var. Bu malzemeyi çimento üretiminde değerlendirmek istiyoruz. Ayda 100 bin ton çimento üretmeyi planlıyoruz."

Sabancı atakta

Sektörün ağır toplarından Sabancı Çimento Grubu da yeni yatırımlarla gündemde. Grup bünyesindeki Akçansa Çimento, Çanakkale tesisindeki mevcut 2 milyon ton/yıl klinker kapasitesinin yüzde100 oranında artırılması amacıyla 108 milyon Euro tutarında yeni bir klinker üretim tesisi yapılmasına ve yatırımların 2007 yılı başına kadar tamamlanmasına karar verdi.

Grup, bunun dışında yine İç ve Orta Anadolu'da iki yeni yatırım için hazırlık halinde. Bu konuda bilgi veren Sabancı Çimento Grubu Başkanı Erhan Kamışlı, 2007 yılında devreye girecek yeni yatırımların 250 milyon dolara mal olacağını söyledi. Kamışlı, grup olarak şu anda yıllık 10 milyon ton olan çimento üretim kapasitelerinin yeni yatırımların devreye girmesiyle birlikte yaklaşık 14 milyon tona çıkacağını ifade etti.

 

YATIRIM RÜZGARINI ATEŞLEYEN 14 ETKEN

  • Mortgage sisteminin yasalaşacak olması ve banka konut kredilerinin uygun koşullarda uzun vadeli olarak kullanılması,
  • Türkiye'nin altyapı ve konut ihtiyacının yüksek olması,
  • AB ile müzakerelerin başlaması neticesinde Portekiz, İspanya ve Yunanistan'da olduğu gibi kamu yatırımlarında artış olması beklentisi,
  • Yapı Denetim Yasası'nın tam ve doğru uygulanması durumunda hazır beton kullanımının ve standartlarının artacak olması,
  • Alternatif yakıt kullanımı uygulandığı takdirde yakıt maliyetlerinin önemli ölçüde azalma beklentisi,
  • Alternatif hammadde kullanımıyla maliyet düşüşlerinin sağlanması,
  • Çimento kullanım alanlarının gelişmesi,
  • Irak pazarındaki gelişmelerin gelecek 3-4 yıl daha devam edecek olması,
  • Taşıt trafiğinin ağır olduğu yollarda beton yol uygulamasının düşünülmeye başlanması,
  • Türkiye'nin Kyoto Protokolü'nü imzalaması durumunda CO2 Emisyonu esneklik mekanizmalarından yararlanılması,
  • Türkiye'nin uzun kıyı şeridi nedeniyle ihracat potansiyeline sahip olması,
  • Ortadoğu ülkelerindeki sermayenin Türkiye' de inşaat yatırımlarına yönelmesi,
  • Çin' in DTÖ'ye girişi ve kotalar sonucu ihracatında beklenen sınırlamaların Türkiye ihracatını olumlu yönde etkilemesi,
  • Büyük şehirlerde TOKİ ve yerel yönetimlerin 'Kentsel Dönüşüm Projeleri'ni hızlandırması.

 

ÇİMENTOCULARI BEKLEYEN 7 RİSK

  • Sektördeki kapasite fazlasına rağmen devlet tarafından yeni tesis kurulmasına yönelik teşviklerin verilmeye devam edilmesi,
  • AB'ye uyum sürecinde çevre konusunda ek maliyetler gelmesi,
  • İstikrarsız ekonomik ortamın belirli aralıklarla tekrarlandığı Türkiye'de, çimento talebinin ekonomik gelişmelerden etkilenmesi sonucu, talepte dalgalanmalar meydana gelmesi ve üreticilerin uzun vadeli plan yapmasını zorlaştırması,
  • Gelecek yıllarda global pazarlarda bir durgunluk yaşanacağının beklenmesi,
  • Türkiye'nin Kyoto Protokolü'nü imzalaması durumunda CO2 emisyonlarına sınırlama getirilecek olması,
  • Çimentoya ikame olabilecek alternatif yapı sistemlerinin yaygınlaşması,
  • Enerji ve yakıt maliyeti düşük bazı Ortadoğu ülkelerinden ihraç pazarlarımıza ve ülkemize damping niteliğinde çimento girmesi ihtimali.

 

Kaynak: Ekonomist Dergisi, 14 Mayıs 2006, Sayfa 44-48.

   
© OVAMADOKUNMA