KAHRAMANMARAS NARLI OVASI KENARINDA ÇiMENTO FABRiKALARI VE KATI ATIK DEPOLAMA TESiSi YAPILMASININ ÇEVREYE VE YERALTISUYU KAYNAKLARINA OLASI ETKiLERiNiN YERBiLiMLERi AÇISINDAN DEGERLENDiRiLMESi

Tahir Öngür, Jeoloji Yüksek Mühendisi

GiRiS
Kahramanmaras ilimizin dogusunda yer alan Narlı ilçesi Aksu Çayı’nın da içinden aktıgı bir ovanın ortasında yer almaktadır. Yogun bir sulu tarım ugulaması yapılan bu ovanın bölgenin en degerli tarım alanlarından biri oldugu açıktır. Burası, aynı zamanda önemli bir yeraltısuyu havzası niteliginde. Narlı Ovası’ndaki gerek yüzey ve gerekse yeraltısuyu kaynakları Maras Ovası ve buradan da Ceyhan Irmagı’na bosalıyor ve bu sularda olusacak her türlü kirlenme söz edilen havzaları da olumsuz etkilemeye aday. Narlı Ovası’na Kuzeyden Güneye Bir Bakıs. Resmin sol altında Kartalkaya Baraj Gölü. Açık Yesil Uzanan iz ise Aksu çayı Yatagı. Oklar Tasarlanan Çimento Fabrikalarının Yerlerini Gösteriyor. Bu Ova’nın KKD-GGB uzanımlı dogu kenarındaki alçak yamaçlarda birbirinden 3 km aralı iki yerde iki büyük çimento fabrikası ve D-B dogrultusunda uzanan kuzey kenarında da bir katı atık depolama tesisinin yapılmasının tasarlandıgı, hatta ö yapım çalısmalarına baslandıgı bildirilmektedir.

Bu girisimlerin dogal çevreye ve çevredeki yasama olası etkileri, ekolojik sakıncaları degisik disiplinlerden bilim insanları ve uzmanlarca tartısılıyor. Bu çerçevede, konuya yerbilimleri açısından bakılması da, bir yandan bu girisimlerin yöredeki dogal kaynaklara olası etkilerinin anlasılması ve bir yandan da söz konusu yatırım girisimleri için seçilen yerlerin yine yerbilimleri açısından uygun seçeneklerinin bulunup bulunmadıgının degerlendirilmesinin de yararlı olacagı düsünülmüstür. Bu yazıda, daha önce yapılmıs inceleme sonuçları ve yöreye ve konuya iliskin genel ve temel bilgilere dayanılarak konunun önemine dikkat çekilmeye ve sözü edilen girisimlerin bazı açılardan kaçınılmaz görünen sakıncalarına isaret edilmeye çalısılacaktır.


BÖLGENiN JEOLOJi YAPISI

Narlı Ovası, Orta Torosların dogu yarısında ve güneyden kuzeye uzanan Hatay-Maras graben çöküntüsünün kuzey ucunda yer almaktadır. Yörenin jeoloji yapısı degisik amaçlarla, degisik zamanlarda, degisik ölçek duyarlıgında incelenmis ve bazı inceleme sonuçları da yayınlanmıstır. Örnegin, Önem(19911)’de bölenin jeoloji yapısı tartısılırken bir de jeoloji haritası önerilmisti. MTA Enstitüsü tarafından degisik çalısmalarla derlenen veriler de 1994 yılında yayınlanan 1/100000 ölçekli bir harita paftasında birlestirilmisti2. zleyen sayfaya alıntılanmıs olan bu haritadan da görülebilecegi gibi yöre, dogu ve güneydogusunda yayılan ve genellikle Alt Tersiyer yaslı çesitli karbonat birimlerinden kireçtaslarından olusan bir platonun kenarında yer almaktadır. Kuzeyde ise Toros dag sırasının güney dogru ötelenmis ve bindirmis aktarılmıs (allokton) dilimlerinden olusan sırtlar bulunmaktadır. Ovanın batısı,
güneyden kuzeye uzanan okyanus kabugu ürünü ofiyolitlerden kurulu alçak sırtlarla sınırlanmaktadır.

DS tarafından  yapılan sondajlar ovadaki alüvyonların altında da bu ofiyolitlerin bulundugunu göstermistir. Bu yöreyi asıl ilginç kılan güneyden kuzeye, Akabe Körfezi-Ölü Deniz Çukuru-Antakya-Islahiye dogrultusunda uzanan küresel jeolojik yapının üzerinde yer alısıdır. Bu yapı, yer kabugunun altındaki mantonun iki yana akısı nedeni ile yer kabuguna aktarılan gerilmelerin etkisi ile yer kabugunda olusan çok uzun yarılma niteliginde, bir rift kusagı niteligindedir. Benzerleri yerkabugunun birkaç baska yerinde daha bulunan bu yarıklar bir yandan yogun bir depremsellige neden olmaları; bir yandan genç volkanik etkinliklere yataklık etmeleri; biryandan da iki yanlarındaki hızla yükselen daglardan asınan gerecin biriktigi verimli ve yeraltısuyu zengini alüvyon ovaları barındırmaları ile tipiktir. ste sözü edilen bu rift vadisi Türkoglu-Narlı çevresinde genisleyerek nitelik degistirmekte ve ovayı kesen ve sınırlayan fay sistemi buradan kuzeydoguya yönelerek (ülkemizin ünlü deprem kusagı Kuzey Anadolu Fayı’na benzer) artık yanal atımlı bir faya dönüsmekte ve Elazıg’a dogru uzanmaktadır. Yapılan çalısmalar Narlı Ovası’nın üzerinde yer aldıgı genç alüvyon çökellerinin ince ve genellikle kaba daneli oldugunu; ancak ovanın ortalarında üst düzeylerin daha çok killi tabakalar kapsadıgını göstermektedir(DS, 1973). Ovanın kuzeybatı kenarı yakınından ilerleyen Aksu Çayı, buradan önce batıya yönelmekte; sonra, güneydeki Gâvur Gölü havzasını bosaltan suları da alarak kuzeye KahramanmarasOvası’na dönmektedir.




HAMMADDE KAYNAKLARI
Yapımına girisilen çimento fabrikalarında hammadde olarak kireçtası, marn ve kil gibi dogalgereçler kullanılacaktır.Fabrikalar için seçilen yerler güneydoguya dogru önce Gaziantep’e, daha sonra da ta Urfa’ya kadar uzanan kireçtası platformunun Narlı Ovası kenarındaki sınırıdır. Kullanılacak olan hammadde buradan doguya çok genis bir alanda, nerede ise sınırsız bir rezerve sahiptir. Kuskusuz, isletme tercihlerine göre yeglenecek kimyasal özellikler, titrasyon ve istenmeyen maddelerin bolluk ve azlıgı bir yerden bir yere degisecektir. Ancak, hammadde açısından seçilen yerlere sınırız seçenekler bulundugu ortadadır. Olası hammadde ocaklarındaki isletme kosulları açısından da bir fark olmadıgı ortadadır.

Kireçtası birimleri yatay ya da yataya yakın tabakalı yayılmaktadır. Jeolojik yapı, seçilen katmanın basamaklı bir ocak geometrisi ile isletilmesine elverislidir. Hatta, bu açıdan seçilen yerlerin en olumsuz yerler oldugu bile söylenebilir. Çünkü, buraları kireçtası platformunun kenarında ve Dogu Anadolu Fay’ından etkilenerek egimlendigi, bloklara ayrıldıgı bir kesimde kalmaktadır. Ocaklar isletilirken bu jeolojik süreksizliklerden ötürü bazı güçlükler yasanması beklenir.

Bu nedenle, tasarlanan isletmeler için daha doguda yerler seçilmesi çok daha ussal görünmektedir. Çimento üretiminde sık uygulanan katkı kullanımı açısından da, seçilen yerin bir üstünlügü söz konusu olamaz. Puzzolan, alçı ya da degisik sistler kullanılacak oldugunda bu yerlerin temin ve ulasımda bir üstünlükleri söz konusu olamayacaktır. Hangi açıdan bakılırsa bakılsın sözü edilen çimento fabrikaları için seçilen yerler hammadde saglanması açısından tek, biricik, seçeneksiz degildir. Bazı açılardan ise, olumsuzluklarının oldugu söylenebilir.

Kısacası, elestirilen çevresel etkileri de göz önüne alındıgında bu yerlerde çimento fabrikası yapımı konusunda verilmis olan kararların salt yatırımcı açısından bile pek akılcı olmadıgı söylenebilir.

OCAK İSLETMENİN ÇEVRESEL ETKİLERİ
sletmeye konu olacak olan hammadde birçok katmanında tebesirsi, arenitik bir kireçtası ya da marnlı kireçtası niteligindedir. Bu kaya hem patlayıcı kullanılarak sökümünde ve hem özellikle de tasıma ve kırma islemleri sırasında olagandan çok ince dane üretebilecek, tozlasacak niteliktedir. Ülkemizde çalıstırılan çimento fabrikalarında yapılacak üstünkörü bir gezi ile bile, ne denli önlem alınmıs olursa olsun henüz çıkarma ve kırma asamasında çevreye
önemli miktarlarda toz salındıgı görülebilecektir. Bu toz, baskın olarak CaCO3, kalsiyum karbonat oldugu için toksik bir etkisinin olacagı söylenemez. Ancak, evredeki her yerde bitkisel varlıkların özellikle yapraklarını kaplama ve terleme ve sentezleme süreçlerini aksatacagı çok açıktır.

ÇMENTO ÜRETMENN ÇEVRESEL ETKLER

Çimento üretim süreci, dogadan alınan kalsiyum karbonatın, killer gibi silikat mineralleri, silis ve yapım süreçlerini kolaylastırıcı bazı katkılarla birlikte ögütülüp kavrulması ve suylaislem gördügünde mekanik dayanım kazanabilecek silikatlar olusturulması sürecidir. Bu süreçte önemli bir enerji girdisi saglanması gerekmektedir ve bu enerji kaynaklarından çevreye salınan kirleticiler konusunda önemli ve ürkütücü açıklamalar yapılmaktadır.
Bunların burada yinelenmesinden kaçınılsa da gerek klinker yapımında, gerekse sonraki ögütme, tasma, depolama, paketleme, vb çalısmalar sırasında çevreye, üstelik bu kez duraylı ya da duraysız degisik silikatlı gerecin çok ince tozları saçılmaktadır. Bunlar, çok ince oluslarından ötürü oldukça uzaklara tasınabildikleri gibi, solunum yolu ile alındıklarında insan ve hayvan saglıgına olan olumsuz etkileri de tartısılmaz biçimde ortaya konmaktadır. Bu nedenlerle, bu tür tesisler için yer seçiminde yola ya da pazara birkaç kilometre daha yakın olması gibi kısa görüslülüklerden kaçınılıp, uzun süre içinde çevresel, toplumsal ve ekonomik mal olusları öngörülemeyecek biçimde arttıracak etkilesmeler üzerinde düsünülmesi gerekmektedir. Örnegin atmosferik olarak hava akımlarını kısıtlayacak ya da tarım alanları ya da yerlesim yerlerine yönlendirecek kapalı havzalar ya da bogazımsı havzalardan kaçınılması gerekir.

Bu açıdan bakıldıgında her iki tesis yeri de olumsuz bir konumda görünmektedir. Devlet Meteoroloji sleri Genel Müdürlügü’nün uzun süreli gözlem sonuçlarına göre Kahramanmaras’ta en sık esen rüzgarlar K ve DGD’dan olanlardır. Maras ve Narlı Ovaları’nın konumları ve biçimleri arasındaki fark göz önüne alındıgında Narlı Ovası’nda baskın rüzgarın KD’dan olabilecegi; ancak, biraz yüksekte ise D ve GD’dan önemli ve sürekli esintilerin olabilecegi söylenebilir. Bu durumda, yapımına girisilmis olan çimento fabrikalarından çıkacak asılı maddelerin, tozların yogun tarım yapılan ovaya saçılması kaçınılmaz olacaktır.

YERALTISUYU KAYNAKLARI

Narlı Ovası gerek yeraltısuyu ve gerekse yüzey suyu kaynakları açısında sanslı ve zengin bir konumda bulunmaktadır. Ovanın kenarında, Pazarcık akınında yapılmıs bulunan Kartalkaya Barajı bununla ilintili sulama sistemi Ova’nın bütününde sulama tarımı yapılmasını saglamıstır. Ovayı olusturan alüvyon kesiti ise çok yüksek hidrolik iletkenlikli ve çok verimli yeraltısuyu üretim kuyuları yapımına elverislidir (DS,1973). DS’nin su bilançosu hesaplamalarına göre Narlı Ovası’ndan güvenle 58 milyon m3 su çekilebilir ve bu akındaki bütün ovalardan daha fazladır. Ayrıca, 70’li yıllarda Ovanın güneydogu sınırı boyunca kireçtaslarından kaynaklarla bosalmakta olan suyun miktarı da 90 milyon m3 su dolayındadır. Bu sudan ötürü o yılarda Narlı Ovası’nın güney üçte birinin bataklık ve sazlıklarla kaplı oldugu bilinmektedir. Bu zenginliklerden yararlanılabilmesi için Kartalkaya Barajı ve sulama sisteminin yanında önemli bir drenaj sistemi de yapılarak kaynaklarla Narlı Ovası Hidrojeoloji Haritası (DS, 1973) bosalan suyun yüzeyde toplanması ve sulama uygulamalarının toprak kalitesini olumsuz etkilememesi saglanmıstır. Bu sayede, asagıdaki görüntüde de görülebilecegi gibi Ova’nın bütününde oldukça yogun bir tarım yapılabilir duruma gelinmistir. Tarımsal Alanlar ve Yapılacak Çimento Fabrikaları çin Seçilen Yerler (Güneyden Bakıs) ste yapımına girisilen tesisler için böyle bir ortam eçilmistir. Hammadde ocagı olarak isletilecek yerler ovaya dev miktarlarda su bosaltan Mizmilli, Tasbiçme ve Baglama kaynaklarının hemen yakını, hatta bitisigidir. Ocaktaki patlatmaların kireçtaslarının çatlak ve erime bosluklarında dolasan yeraltısuyu hareketini ancak yakın çevrelerinde olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, bir su kaybı beklenmemesi gerekmekle birlikte, kaynak debilerinde ve yerlerinde degismeler olması ve bundan da drene edilip tarıma kazandırılan bazı yerlerde olumsuzluklara neden olması da sasırtıcı olmaz. Çimento endüstrisi çok enerji tüketse de çok su tüketen bir endüstri degildir. Bu nedenle, yörenin su bilânçosuna kayda deger bir zarar vermez. Bunun gibi sıvı atıkları da kimyasal süreçlerle kirletici yüklenmis olmadıgından, bu yolla da su kalitesine fazla olumsuz bir etkisinin olması beklenmez. Ancak, gerek tesislerde ve gerekse yaratacakları agır tasıt trafigi nedeni ile kuruldukları arazi parçasından çok daha genis bir alanda, özellikle de kullanılan yakıt ve yaglardan ötürü sayısız noktada hidrokarbon kökenli atık ve kaçaklarla yeraltısuyu akiferini kirletmeye aday oldugu çok açıktır. Ancak, daha açık ve etkili bir kirlenme süreci tesislerden salınacagı belirtilen SOx, NOx, toz, dioxinler, öteki klorlu hidrokarbonlar, agır metaller, vb’nin Narlı Ovası’nda çökeldikleri her yerden yagıslarla yeraltına süzülmesi sonunda yeraltısuyuna karısacakları kuskusuzdur. Üstelik, Narlı Ovası alüvyon akiferinin kalınlıgının düzensiz, güney kesimin daha kalın, batıdaki havzaya bosalımın da bir bogaz ve kaynaklarla oldugu göz önüne alındıgında bu kirleticilerin bir bölümünün Güney Narlı Ovası akiferinin alt katmanlarında, zamanla zenginlesmesi de çok yüksek olasılıklıdır. Gerçeklesirse bu süreç çok sinsi bir süreç olacaktır. Uzun sürede ve etkileri her türlü canlı yasama yönelik olur. Kaynagının anlasılması bile güç, giderilmesi ise olanaksız olur. Hem de, yeraltısuyu kalitesinin benzerleriyle kıyaslanmayacak kadar iyi oldugu bilinen (DS,1973) Narlı Ovası’nda olur, bunlar! Bu Ova’nın, bu yeraltısuyu akiferinin kenarında, ovaya bosalan büyük su kaynaklarının bitisinde kurulacak bu boyut ve özellikteki tesislerde bu sinsi ve geri dönülmez kirlilige karsı bir önlem alınması da olanaksızdır. Bu nedenlerle de, yer seçiminin akılcı ve ekolojik sisteme dost bir karar olmadıgı kolayca söylenebilir.






DEPREMSELLiK
Bölgenin jeolojisi tanıtılmaya çalısılırken deginildigi gibi Narlı Ovası güneyden Hatay Grabeni biçiminde kuzeye uzanan rift zonu ile kuzeydoguya dogru
uzanan Dogu Anadolu yanal atımlı Fay Zonu’nun geçis, dönüsüm yeridir. Güneyindeki çekim fayları, kuzeydogusundaki yanal atımlı fay zonu hep sıg
odaklı büyük deprem üretebilen kaynaklardır. Nitekim, yörede yogun bir depremsellik yasandıgı da görülmektedir.




Bölgenin Genel Tektonik Çizgileri (Önem, 1991)
www.e-harita.com.tr
www.sayisalgrafik.com.tr
Adıyaman
Araban
Bahçe
Besni
Bozova
Birecik
Dörtyol
Feke
Halfeti
Hassa
Kahramanmaras
Karkamıs
Kilis
Musabeyli
Nizip
Oguzeli
Pazarcık
Türkoglu
Çaglayancerit
Sahinbey
Deprem Bölgeleri, Kayıtları, Diri Faylar ve Narlı Ovası
Bu verilerin gösterdigi, seçilen yerlerin diri faylara çok yakın, belki de üzerinde olusudur.Tesislerin kireçtaslarının, yani Anakaya’nın üzerinde yapılacak olması kayda deger bir büyüme olmayacagını düsündürse de sıg ve elastik dalganın yönlü yayılmasına neden olabilecek depremler beklendiginden anakaya yüzeyinde de önemli yer hareketlerinin olması Kuskusuz bir hasar durumunda çevreye zehirli kimyasallar salınmayacaktır. Ama, ortaya çıkacak ekonomik kayıplar bile yer seçiminin depremsellik açısından da “makul” olmadıgını ortaya koymaktadır.

SONUÇ
Kahramanmaras Narlı Ovası’nın güneydogu kenarında yapılması girisiminde bulunulan iki büyük çimento fabrikası için seçilen yer doga koruma alanlarına verecegi zarardan, çevreye salacagı salgılardan ötürü çevre ve insan saglıgına, tarım alanlarına ve yöredeki toplumsal yasama verecegi zararlardan ötürü elestirilmekte. Konuya yerbilimleri açısından bakıldıgında da, yer seçimi konusunda verilen kararın hiç akılcı olmadıgı görülüyor. sletilecek kayanın özelliklerinden ötürü çıkarma, kırma ve tasıma islemlerinde olagandan çok toz çıkması ve yörenin topografik ve meteorolojik durumundan ötürü bunların ovadaki tarım alanlarına yayılması, çökelmesi ve zarar vermesi engellenemez.

Üstelik, çimento üretimi sürecinde açıga çıkacak toz, gaz ve uçucu kimyasal atıkların da yörenin topografik ve meteorolojik durumundan ötürü bunların ovadaki tarım alanlarına yayılması, çökelmesi ve zarar vermesi engellenemez.

Üstelik, çok zengin bir yeraltısuyu alanı olan Narlı Ovası’nın zengin ve yüksek kaliteli su kaynaklarının da bu atıkların yagıslarla yeraltına süzülmesi sonucunda kirlenmesi ve akiferin özelliklerinden ötürü bu kirleticilerin zaman içinde suda zenginlesmesi de engellenemez.

Üstelik doguya uzanan çok genis bir alanda, tesislerde kullanılacak hammaddenin, hem de daha kolaylıkla ve evreye daha az zarar verilerek saglanabilecegi sayısız bölge bulunmaktadır.

Üstelik seçilen yer, farklı özellikli fakat büyük ve bölgesel fayların bulusma yeridir vetesislerin deprem güvenligi de zayıftır.

Çevre ve halk saglıgı, ekolojik denge , dogal ortam ve var olan tarımsal zenginlik açısından karsı çıkılan bu tesislerin seçilen bu erlerde kurulması, yukarıda sıralanan yerbilimleri kaynaklı nedenler açısından da yanlıs ve sakıncalıdır.

Bu seçim yatırımcıları açısından da ussal degildir.

Ova’nın kuzeyinde yapılmasının düsünüldügü söylenen Katı Atık Depolama tesisi için bu degerlendirme çok daha kesin terimlerle yinelenebilir.

Narlı Ovası, ülkemizin bir zenginligidir. Orada yasayanlar kadar bu ülkenin bütün yurttaslarının malıdır. Kamusal bir zenginliktir. Tasarlanan girisimler bu kamusal zenginlige zarar verecektir. Razı olunamaz.

1 Önem, Y., 1991, Kahramanmaras ve Elbistan Sahalarının Hidrokarbon Potansiyeli, MTA Derg., 113, syf 153-162
2 MTA, 1994, Gaziantep K24 Paftası Jeoloji Haritası, http://www.mta.gov.tr
3 DS, 1973, Maras Ovaları Hidrojeolojik Etüd Raporu, Ankara
Narlı Ovası, Dogusu ve Güneydogusunun Jeoloji Haritası (MTA, 1994)
(renkler ve simgeler http://www.mta.gov.tr de)
(oklar tasarlanan çimento fabrikalarının yerlerini gösteriyor)

   
© OVAMADOKUNMA