ANKARA NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI

Kanalıyla

NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

GAZİANTEP

 

 

 

 

YÜRÜTMEYİ DURDURMA İSTEMLİDİR

DURUŞMA İSTEMLİDİR

 

 

 

 

DAVACILAR               :1-Aziz Öğüt (TC Kimlik No:30965130726)

2-Bektaş Kaya (TC Kimlik No:25745304718)

3-Şıho Selmanpakoğlu (TC Kimlik No:21161046348)

4-Ali Uyandık (TC Kimlik No:27971230540)

5-Hüseyin Öğüt (TC Kimlik No:30935131746)

6-Garip Kaya (TC Kimlik No:25748304654)

7-Ahmet Doğangül (TC Kimlik No:30071160570)

8- Ahmet Nazlıkul (TC Kimlik No:30092159874)

9-Aydın Öğüt (TC Kimlik No:47416582164)

10-Mithat Uzunova (TC Kimlik  No:29525178728)

11-Bektaş Uzunova (TC Kimlik No:29597176332)

12-İsmail Selmanpakoğlu (TC Kimlik No:21137047140)

13-Gökhan Akçam (TC Kimlik No:27953231046)

14- Memik Çöçelli (TC Kimlik No:63022062180)

15-Ali Yücedağ (TC Kimlik No:28994196424)

16-Mehmet Cankıran (TC Kimlik No:27518245600)

17-Salman Akdeniz (TC Kimlik No:10502401014)

18-Salman Üyüklü (TC Kimlik No:34975997058)

19-Elif Üyüklü (TC Kimlik No:46894643060)

 

VEKİLİ                        :Av.Mehmet HORUŞ

Karanfil Sokak No:16/60 Kızılay/ANKARA

 

DAVALI                       :ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞIANKARA

 

DAVA KONUSU                 :Kahramanmaraş İli, Pazarcık İlçesi sınırları içerisinde Mineral Endüstri Ltd. Şti. tarafından işletilmesi planlanan Kil Ocağı projesi ile ilgili olarak TC Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü tarafından verilen 17/12/2010 tarihli ve 2056 sayılı ÇED Olumlu işleminin öncelikle YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASI, yargılama sonunda İPTALİ, sürelerin kısa süreler olarak verilmesi ve yargılamanın DURUŞMALI yapılması istemi hakkında

 

ÖĞRENME TARİHİ          :Çevre ve Orman Bakanlığı’nın internet sitesinden işlem  tarihinden sonra öğrenilmiştir.

 

 

AÇIKLAMALARIMIZ                :

 

Davacılar hakkında açıklama:

Anayasa’nın 17/1. maddesine göre; “.. Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.. Anayasa’nın 56/2 maddesine göre de “...çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir... Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını ve çevre kirlenmesini önlemek ödevini devlete ve vatandaşlara yükleyen Anayasa’nın bu kuralı gereği davacıların 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1. maddesinde tanımlandığı anlamda davayı açmada menfaatleri vardır. Davacı müvekkiller, madencilik projesinin yapıldığı köy ve çevre  köylerde yaşayan yöre yurttaşları olup geçimlerini büyük çoğunlukla tarımla sağlamaktadırlar.

 

DAVA KONUSU İŞLEMDEKİ HUKUKA AYKIRILIKLAR

 

Yetki ve Şekil Unsurları Yönünden Hukuka Aykırılıklar:

 

Dava konusu ÇED Olumlu işlemi aynı madencilik faaliyeti için daha önce davalı idare tarafından verilen ÇED Gerekli Değildir Kararı hakkında temyiz mercii olarak Danıştay’ın verdiği Yürütmeyi Durdurma ve Bozma kararları hilafına tesis edilmiştir. Söz konusu madencilik faaliyeti ile ilgili verilen ÇED Gerekli Değildir Kararı hakkında açılan davada; Gaziantep 2.İdare Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiştir. Danıştay 6.Dairesi, davanın reddi yönündeki kararın temyiz başvurusu üzerine öncelikle 27/04/2010 tarihinde YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI vermiştir. 07/07/2010 tarihinde ise Danıştay, davayı esastan karara bağlayarak oybirliği ile BOZMA KARARI vermiştir. Bundan sonraki yargılama safahatında yerel mahkeme bu karara uyabilir ya da ilk kararında direnebilir. İkinci bir olasılık da Danıştay’ın Bozma kararı sonrasında davalı idarenin karar düzeltme yoluna başvurmasıdır. Özetle; ÇED Gerekli Değildir Kararının iptali yönünde kesinleşmiş bir yargı kararı yoktur ve idarenin bu kararı verirken tesis ettiği idari işlem icrai niteliğini korumaktadır.

 

Çevre ve Orman Bakanlığı aynı madencilik projesi için daha önce verdiği karar hakkında açılan dava devam ederken işlemeci firma tarafından yapılan ÇED başvurusunu kabul etmiş ve ÇED süreci sonucunda bu rapor nihai edilerek dava konusu ÇED Olumlu işlemi tesis edilmiştir. Çevre ve Orman Bakanlığı, ÇED Gerekli Değildir Kararı aleyhine açılan davalar devam ederken ÇED Raporu başvurusunu kabul ederek daha önce verdiği ÇED Gerekli Değildir Kararının hukuka aykırılığını kabul etmiş olmaktadır. Bu durumda ÇED Gerekli Değildir Kararı aleyhine açılan davaların konusuz kaldığının kabulü gerekmektedir. Fakat kamu kurumu olarak davada taraf olan Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından mahkemeye bu yönde bir beyanda bulunulmadığı gibi yukarıda özetlendiği şekilde bu davalar halen devam etmektedir.

Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından  dava konusu ÇED Olumlu kararının verilmesi Danıştay kararını yok saymak anlamına gelmektedir. İşletmeci firmanın yaptığı ÇED başvurusunun, en başından Bakanlık tarafından yargı kararı gerekçe gösterilerek ret edilmesi gerekirken, ÇED sürecine başlanması ve raporun nihai edilerek ÇED Olumlu kararı verilmesi, ağır hizmet kusuru oluşturacak derecede hukuka aykırı bir durumdur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 138.maddesine göre; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Anayasa’nın bu amir hükmünün gereğini yerine getirmeme yetkisi yoktur. Önceki karar geri alınmadan bu kararla çelişik yeni bir işlem tesis edilmesi ise şekil ve usule aykırıdır.

Sonuç olarak; şu anda aynı madencilik projesi için hukuksal olarak geçerli hem ÇED Gerekli Değildir Kararı hem de ÇED Olumlu kararı vardır.

Sebep, Konu ve Maksat Unsurları Yönünden Hukuka Aykırılıklar:

İşletmeci firma tarafından Danıştay kararından sonra daha önceki “ÇED Gerekli Değildir Kararı” na dayanak olan Proje Tanıtım Dosyası,  içerik ve kapsam itibariyle aynen tekrar edilerek bu kez “ÇED Raporu” adı altında sunulmuş ve davalı idarece hukuka aykırı bir biçimde olumlu görüş verilmiştir. Danıştay 6.Dairesi “ÇED Gerekli Değildir Kararı” aleyhine açılan davada Gaziantep 2.İdare Mahkemesi’nin ret kararı hakkında Bozma kararı verirken iki temel konunun altını çizmiştir.

 

1-Aynı ekolojik bütünlük içinde ve aynı işletme ruhsatına ait alanların bütünlüklü bir çevresel etki değerlendirme sürecine tabi tutulması gerekmektedir.Danıştay’a göre;

 

“3213 Sayılı Maden Kanunu ile 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca çıkartılan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği bir arada değerlendirildiğinde, bir alanda maden zuhurunun çıkarılması ile başlayıp işletme ruhsatına bağlanan madene ait işleteme ruhsat sahasının 25 hektardan fazla olması ve bu ruhsata bağlı olarak yapılacak madencilik projelerinin ise 25 hektardan daha küçük çalışma alanlarında etaplar halinde gerçekleştirilmek istenilmesi durumunda, anılan madencilik projeleri, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’ne ekli EK-1 Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler Listesi kapsamında Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanması gerekmektedir.”

 

“Diğer taraftan uyuşmazlığa konu olayda, işletme ruhsatına bağlanan madene ait toplam rezerv üretim miktarının 100.000m3/yıl hektardan fazla olmasına karşın, bu ruhsata bağlı olarak yapılacak madencilik projesinin ilk etapta 100.000m3/yıl’dan daha küçük çalışma alanında gerçekleştirilmek suretiyle Çevresel Etki Değerlendirme Raporu hazırlanmaktan kaçınıldığı görülmektedir. “

 

“Uyuşmazlık konusu alanda aynı işletme tarafından ve aynı amaçla yapılması planlanan diğer marn ocağı projeleri ve bu projelerin nitelikleri ile çevre açısından doğurabilecekleri olumsuz sonuçlar da dikkate alındığında (…)”

 

Çevre ve Orman Bakanlığı, Danıştay kararında hukuka aykırı olduğu açık ve net olarak ifade edilmesine rağmen bir kez daha 25 hektardan küçük sahaları ayrı ayrı çevresel etki değerlendirmeye tabi tutmuştur. Nitekim dava konusu kil ocağı ile ilgili ÇED süreci tamamlandıktan sonra Danıştay kararında belirtilen diğer maden sahalarından üçü hakkında da ayrı ayrı ÇED süreci işletilmiştir. Bu maden sahalarından biri için 24/11/2010 tarihinde diğer ikisi için 17/12.2010 tarihinde üç ayrı ÇED Olumlu görüşü daha verilmiştir. Çevre ve Orman Bakanlığı yargı kararlarını uygulamamanın bir türü olan “biçimsel uygulama” yoluna başvurmuştur. Sadece bu kez adına “ÇED Raporu” denilerek daha geniş ve ayrıntılı bir çevresel etki değerlendirme süreci işletildiği görüntüsü oluşturulmuştur. Ama Danıştay’ın asıl altını çizdiği bütünlüklü bir çevresel etki değerlendirme yapılmamıştır.

 

2-1.Derece Arkeolojik SİT Alanı Gerçeği: Danıştay kararında bu konu şu şekilde ifade edilmiştir:

“Anılan taşınmazın 1.Derece Arkeolojik SİT Alanı’nda yer aldığı açık olup, sit belirlemesinin daha sonraki bir tarihte yapılmasının işlemin tesis edildiği tarihte taşınmazın sit alanı niteliğinde olmadığı anlamına gelmeyeceği, taşınmazın arkeolojik sit alanı özelliğinin daha öncesinde de mevcut olduğu, bu konuda davacının korunabilir bir kazanılmış hakkının varlığından söz edilemeyeceği, aynı zamanda sit alanı olma özelliğinin Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’ne göre bölgenin hassasiyeti göz önünde bulundurularak yerinde keşif ve bilirkişi incelemesini gerektirdiği açıktır.”

 

Danıştay’ın aynı kararında da atıf yapılan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 658 sayılı İlke Kararı’nda 1.Derece Arkeolojik sit alanlarında madencilik faaliyeti yapılamayacağı açıkça belirtilmiştir. Sit alanı vasfı halen devam etmesine, gerek Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun kararı gerekse Danıştay kararı, bu alanda madencilik yapılamayacağını kesin olarak ortaya koymasına rağmen Çevre ve Orman Bakanlığı’nın ısrarla olumlu görüş vermesi hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

 

Son olarak ÇED sürecinde ÇED Yönetmeliği’nin 9.maddesine göre yapılması gereken Halkın Katılımı Toplantısı, usulüne uygun yapılmamıştır. Yöre yurttaşları bu projeyi köylerinde istemediklerini açıkça ortaya koymuş ve bu şekilde ÇED sürecine başlanmasının ve yapılmak istenen toplantının hukuki dayanağının olmadığını ifade etmişlerdir. Nihai ÇED Raporu ekindeki Halkın Katılımı Toplantısı tutanağından bu durumun tespit edilmesi gerekmektedir.

 

YÜRÜTMEYİ DURDURMA TALEBİMİZ:

2577 Sayılı Yasanın 27/2. maddesinde aranan dava konusu işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve telafisi güç veya imkansız zararların oluşması koşulları davamızda vardır. Bu neden Sayın Mahkemenizin dava konusu işlem hakkında davalı İdarenin savunmasını almadan, teminatsız olarak YÜRÜTMEYİ DURDURMA kararı vermesini önemle diliyoruz.

 

HUKUKSAL NEDENLER                        : Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi(özellikle 6. ve 8. maddeler), Anayasa, Çevre Kanunu, ÇED Yönetmeliği, Maden Kanunu, Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği ve Sair Mevzuat

 

DELİLLER                                      :Danıştay kararları ve her türlü yasal delil

 

SONUÇ VE İSTEM                        :Kahramanmaraş İli, Pazarcık İlçesi sınırları içerisinde Mineral Endüstri Ltd. Şti. tarafından işletilmesi planlanan Kil Ocağı projesi ile ilgili olarak TC Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü tarafından verilen 17/12/2010 tarihli ve 2056 sayılı ÇED Olumlu işleminin;

 

Davalı İdarenin savunması alınmadan YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA,

 

Yargılamanın DURUŞMALI yapılmasına,

 

●Yargılama sonunda dava konusu idari işlemin İPTALİNE,

 

Yargılama Gideri ve vekâlet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasına karar

verilmesini vekâleten arz ve talep ederim.18.01.2011

 

 

 

 

Davacılar Vekili

Av.Mehmet HORUŞ

 

 

 

 

 

 

EKİ                                        :

Danıştay kararları

Vekâletnameler

 

 

   
© OVAMADOKUNMA