...

„Hara bûke hara (Git gelin git)

Qarîbê hara (Garip git)

Lê lê ti ki nixaş bû (Lê lê sen hasta olursan)

Bûkê, delalê, kîworê (Gelin, güzel, kibar)

Ki, ti nixaş bû (Ki, sen hasta olursan)

Kî ye sarî ta vada“ (Kim senin üstünü açar)

 

Aklımda kaldığı kadarıyla annemin söylediği bu şarkının diğer iki kıtasını aşağıya alıyorum:

 

„Xinê bûke da taştekin (Gelinin kınasını leğene koyun)

Dayaxon jî da dilî zava kin (Dayakları da damadın kalbine verin)

Toyle da dilî de kin (Acısını annesinin kalbine yerleştirin)

Toyle da dilî xwûşkekin (Acısını kızkardeşinin kalbine verin)

 

E ki tena qontirin (Gelenler katırdır)

Sar bore xa sontilin (Üzerindeki yükler satıldır)

Dava pêyşe la bowu (Deve önde kükredi)

Zova la bûke şo wu“ (Damat gelinle mutlu oldu)

Pazarcık Düğünleri ve Zurna

Mehmet Soğan Eski Düğünleri Anlatıyor

Pazarcık'ın Şoqûlyon köyünden olan Soğan, tam 22.5 yıl hapis yattı. Mehmet Soğan, cezaevindeyken yazdığı bir yazıda eski düğünlere ilişkin şu bilgileri veriyor:

„Düğün başlar başlamaz bir direğe kırmızı bir bez bağlanırdı. Direğin ucuna da ya nar, ya da soğan yerleştirilerek düğün evinin uygun bir yerine dikilirdi. Gelin getirilene kadar bu kırmızı bez dalgalanırdı. Gelin gerdek odasına alındıktan sonra damadın kankardeşi dama çıkıp tüfekle havaya bir el kurşun sıkar ve ala sor'u indirirdi. Ala sor'un indirilmesi, kurşunun sıkılması düğünün bittiği anlamına gelirdi.“

Mehmet Soğan, eski oyunları da anlattıktan sonra bir sıkıntısını da dile getiriyor. Soğan, „Çok zengin bir halk oyunları kültürümüz vardı. Şimdi tekdüze oyunlar çıktı ortaya. Kanımca eski oyunları bilen az sayıda insan vardır“ diyor.

Mehmet Soğan, devletin ormanlarımızı makinayı dayatarak o güzelim kızıl çamları, ardıç ağaçlarını, meşeleri ve daha bir çok ağaç türünü yok ettiğini ve bunun sonucunda her tarafın çırılçıplak kaldığını dile getiriyor. „Geyiklerden, karacalardan, ayı ve domuzlardan, rengarenk kuşlardan eser kalmadı“ diyen Soğan, fışkıran doğal su kaynaklarının kuruduğunu, cenneti kıskandıran güzelliklerin talan edildiğini aktarıyor.

 

Geçmişteki Davetiyeler ve Gelinlikler

Annem Fotê Molê Herî Nosirî Dêrik, şimdi 70 yaşında. Hox, çadır, toprak ve beton evleri gördü. Yine Türkçe deyiş bilmeyen zakirleri dinledi ve 1950'de yapılan düğünleri izledi. Eski düğünlere ilişkin şu bilgileri verdi:

„Cow, çorap, mendil ve şekerle insanlar düğünlere davet edilirdi. Bir kişi ayarlanırdı. O davet edilecek köylere gider haber verirdi. Gittiği aileler de bu kişiye bir hediye verirdi. Düğünlerde kırmızı bez dalgalanırdı. İlk gün iki koyun kesilirdi. Cumartesi misafirler gelirdi. Kendi düğünümü anlatayım... Yayladan Pazarcık Camo'ya trenle geldik. Sonra ata bindirip dolaştırdılar. Evin önüne gelindiğinde ise kuru üzüm, ceviz, şeker attılar gelinin üstüne. Eskiden gelinlikler Suriye'den getirilen cow ile dikilirdi. Kırmızıydı. Baban, kundura giymişti. Sonra ben de gelinleri getirdim. Gelin evin önüne geldiği zaman rêzik'ın içine buğday koyup atıyordum. Bereketi çok olsun diye. Şeker, mûj, ceviz de koyuyorduk.“

 

40 Yıllık Davulcu: Olî Emiroke

Davul ve zurna sanatını Pazarcık'ta üç köy icra eder: Oşixon, Dî Xonto ve Dî Bargîron.

Oşixon köyünden olan davul sanatçısı Olî Emiroke ile sohbet ettik. 40 yıldır bu sanatı icra eden Kakî Olî, köyde şu an 8-9 ailenin davul-zurna çaldığını söyledi. Söylediğine göre geçmişte daha fazla sayıda insan bu işi yapıyormuş. Kakî Olî, „Azalmasının nedeni insanların bizi ve sanatımızı küçük görmesi“ dedi.

Avrupa'da davul-zurna çalmayı öğrenenlerin olduğunu, ancak yarım yamalak çaldıklarını söyleyen Kakî Olî, insanların uzun bir süre profesyonel, Pazarcık havasıyla çalan davul-zurnacılara hasret olduğunu gördüğünü belirtti.

 

Düğünlerde Pazarcık Makamları

Olî Emiroke, Pazarcık'a özgü halk oyunları makamları olduğunu dile getirdikten sonra bunları şöyle sıraladı: „Dîl (Gironî, Sînemîllî), Aşa Yîwe, Sê Gov, Sarxoş, Maqamê Bûke (Oxuntî geldiği zaman da aynı makam çalar. Ama gelin evden çıktığı zaman daha acıklı çalınır) ve Maqamê Xine gibi özgün oyunlarımız vardır. Bizim müzik çok geniştir. Sing sing ve tûra oyunları da vardı. Ancak onlar bugün çok çok az oynanıyor.“

Kakî Olî, geçmişteki ünlü davulcuları ise şöyle sıraladı: „Êso, Raşo, Haskî Dolcî ve Muslime Tore.“

56 yaşında olan ve 11 yıldır Almanya'da yaşayan Kakî Olî, 16 yaşından bu yana davul çalıyor. Pazarcık'ta her hafta bir düğüne gittiğini söyleyen Kakî Olî, bütün köylerde davul çaldığını aktardı.

10-15 yıl öncesine kadar düğünlerin 3-4 gün sürdüğünü söyleyen Kakî Olî, şimdi düğünlerin bir geceye indiğini vurguladı.

Olî Emiroke'ye Pazarcık'ta en beğendiği oyuncu ve dengbêjin kim olduğunu da sorduk. Kakî Olî şöyle yanıtladı:

„Olîbagon'dan dengbêj Ozo güzel oynardı. Aşê Yîwe'yi makamıyla Mistî Xone'den güzel kimse söyleyemedi. Koyton köyünden Memîk Qanîdaxli da Aşê Yîwe'yi sözlü olarak güzel anlatır. Eskiden karşılıklı oturup sohbet ederlerdi. Düğünlerde en çok o kısmı severdim.“

 

Hisenî Çelo

Oşixon köyünden zurna sanatçısı Hisenî Çelo ile de görüştük. Hisen'in babası Çelo davul çalıyormuş. 20 yıldır zurna çalan Hisenî Çelo, çocuklukta bu mesleği öğrendiğini söyledi. Hisen, „2005 yılında Almanya'ya geldim. 1990'lardan sonra göç çok oldu ama yine de aşağı yukarı her hafta düğüne gidiyordum. Babam şimdi 65 yaşında. Rahatsızlandı, o yüzden artık düğünlere gitmiyor“ dedi.

Yaşamını yitiren davul-zurna sanatçılarını da hatırlatan Hisen, isimlerini şöyle sıralıyor: „Babamın dayısı Dêşo, Raşo, Êso, Hemeroke, Muslime Tone süper çalıyorlarmış. Êso'nun üstünde zurnacı yokmuş.“

Hisen'e Olî Şoşik (davulcu), Kelî Haske (Davulcu) ve Kûlo Hasan (Zurnacı) gibi ünlü sanatçılarımızı soruyoruz... „Onlar hayatta. Çok insan yetiştirdiler“ dedi.

„Köyde, bizden sonra bu işi yapan çıkmadı“ diyen Hisenî Çelo, bir sitemini de dile getirdi: „Pazarcık'ta bizi ikinci sınıf olarak görüyorlardı. 'Oşix' diyorlardı. Sanki dileniyormuşuz gibi. Dî Mûse'den bir arkadaş var. Bize 'oşix' diyordu. Baktım burada davul çalıyor. 'Sen bize oşix diyordun, aptal diyordun' dedim. Bana, 'Oğlum bu bir sanattır' dedi. Ben de 'Biz çalarken oşixtık, sen çalarken sanat oldu' dedim. Bunu arkadaşı hakir göstermek için söylemiyorum. Bakış açısını eleştiriyorum.“

 

Firaz Baran This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

   
© OVAMADOKUNMA