Munzuruma Dokunmayın

Dersim yeni bir kuşatma planının uygulanmasına tanıklık ediyor. ÇED raporu hazırlanmamış, arıtma tesisleri yapılmamış olmasına rağmen Uzunçayır barajı ve hidroelektrik santrali baraj kapaklarının kapatılmasıyla su tutmaya başladı. 1967 yılından bugüne uygulanan kısa vadeli politikalarla Munzur’da sadece suyun değil, doğanın, insanın kirlenmesi, yok edilmesi için büyük bir adım atıldı. 7 barajdan biri olan Uzunçayır bilinmelidir ki çevreye vereceği zararlarla beraber kolera, tifo, sıtma, dizanteri gibi hastalıkların da çağrıcısı olacaktır. Dersim il merkezinden 20 km uzakta olan baraj yakın gelecekte Munzur’un suyuna set çektiği kadar insan yaşamının parçası olan kültürün yok edilişine de tanıklık edecektir. Ne gariptir ki ülkeye hizmet etmekle övünenler, politikacılar bilimsel verilere, yapılan tüm çağrılara kulaklarını tıkamışlardır. Yıllardır göçe zorlanan yöre insanı şimdilerde sahip olduğu zengin doğasını, sözlü kültürünü, inanç merkezlerini kaybetmek üzeredir.Dersim coğrafyası Osmanlıdan beridir farklılaştırılmaya çalışılıyor.1937/38 sürgünleri ve zulmünden sonra 1994 Köy boşaltmaları ile devam eden bu süreç bugün barajlar projesiyle başka bir boyutta devam ettirilmek istenmektedir.
 
Munzur barajlar projesi Tarihimizi,kültürümüzü ve doğamızı yok edecektir..
 
 
İnsan ve çevre sağlığı açısından köklü önlemler alınmadan bu barajda su tutulması bir suçtur.

Devlet, Anayasa gereği yurttaşlarının sağlıklı bir çevrede yaşaması için gerekli önlemleri almaktan sorumludur.


Ülkemizin toplam elektrik enerji üretiminin %0,6’nın karşılanacağı bu HES’in üretimi yarı yarıya azalacak olsa bu kaybın farkına bile varılmayacaktır.

Bu ülkede üretilen elektriğin %17’si enerji taşıma hatlarında ısıya dönüşüp kayıp olmaktadır.

Barajda su tutulmaması için bu sakıncaların varlığı yeter.

Gerçek bir açılım gösterilerek, SU TUTMA İŞLEMİ HEMEN DURDURULMALIDIR.

nsanın dokunmaya dahi kıyamayacağı vadi ve kolları, dev baraj inşaatları, HES tünelleri, çakıl ocakları ve pervasızca yapılan yol genişletmeleri ile cehennem yerini andırıyor. Dev kepçeler, vinçler, kamyonlar, doğanın içine ışınlanmış gibi ortada dolanıyor.


Ülkeyi yönetenler, ülkenin sahibi değildir. Görevlerini kanunlar ve anayasa çerçevesinde yürütmekle mükelleftir. Ancak bunların da üzerinde, toplumun yazılı olmayan ahlaki değerleri, yani kamu vicdanı vardır. Tüm yasal düzenlemeler kamu vicdanına riayet ederek yapılmalıdır. Bugün suyun ve doğanın yok edilmesine ve derelerin soykırımına zemin hazırlayan yasal düzenlemeler, kesin olarak kamu vicdanına aykırıdır ve yalnızca sonuçları henüz anlaşılmadığı için bu kadar kolay uygulanmaktadır. Hiç şüphesiz, bu ülkede yaşayanlar sorunun derinliğini idrak ettiği anda, bireysel çıkarlar yerine doğanın hakkını savunmayı tercih edecek ve bu soykırıma engel olacaktır.
 
Nehirler özgür akarlar, evrendeki her şey gibi. Akışı kontrol edemezsiniz, akışı durduramazsınız. Yalnızca bir süre engelleyebilirsiniz. Ta ki, tüm birikmiş gücüyle tekrardan, önüne çıkan tüm engeli yutarak akana kadar. 
 
Tıpkı İkitelli ayamama deresi ve Dünyadaki diğer birçok yerde olduğu gibi.
 
Sonuç olarak, Dersimi seven ve bu sevgiyle geçmişlerine sahip çıkmayı ilke edinen Dersimlilerle demokratik eylemler yapacağımızı duyuruyoruz. Bu eylemlere destek verecek Türkiye kamuoyu ve dünya kamuoyunun bizi sonuca götüreceğine inanıyoruz.
 
Unutmayalım, “Uzunçayır Barajı Utanç Gölü”ne kayıtsız kalanların, mücadelemize katkı sunmayanların, görmezden gelenlerin asla gelecekleri olmayacaktır.
 
 
Uzunçayır Barajı Utanç Gölüdür
 
Uzunçayır Barajı iptal Edilsin
 
Kapaklar açılsın Munzur’a Özgürlük
 
Munzurda Barajlara Geçit Vermeyeceğiz
 
                    Tunceli Dernekleri Federasyonu adına
 
                         Munzur’u Koruma Kurulu
 
www.tudef.org
www.munzurkurulu.com
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.
 

--
Sevgiyle ve Dostlukla Kalınız

Hasan Şen

   
© OVAMADOKUNMA